/i/Devlet

  1. 1.
    0
    Sultan ikinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta:

    - Kimdir o?

    - Kim var orda?.. Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş... Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. Ayrıca bu askerler her saat başı nöbeti başka arkadaşlarına devrederlermiş. Bir gece, yine nöbet yerinden sesler duyar Padişah:

    - Kimdir o?

    - Kim var orda?..

    Aradan 1 saat geçmesine rağmen, yine aynı ses bağırır:

    - Kimdir o?
    - Kim var orda?..

    Padişah'ın dikkatini çeker. Bu ses, bir saat geçtiği halde değişmemiştir. Halbuki her saat başı nöbetçi değişmelidir. Bir müddet bekler ve tekrar sese dikkat kesilir. Hayret, ses önceki sestir. Nöbetçi niçin değişmemiştir? Sultan Abdülhamid Han, hemen ilgilileri çağırtır ve durumu öğrenmek istediğini söyler. Çünkü kendisine karşı düzenlenmiş müthiş bir bombalı suikasttan kıl payı kurtulmuştur. Ve bu olay daha çok yenidir. Acaba yine bir Ermeni oyunu mu tezgâhlanıyor?

    Biraz sonra saatinde değişmeyen nöbetçi, Padişah'ın huzurundadır. Heyecan ve korku ile yüzü yerde beklemektedir.

    Padişah sorar:

    - Sen kaç saattir nöbettesin?

    - Bir buçuk saate yaklaştı, Hünkârım.

    - Niçin saat başında vazifeni devretmedin?

    - Hünkârım, benden sonraki arkadaş rica etti, onun yerine de nöbet tutuyorum.

    - Niçin? Neden usulü çiğniyorsun?

    - çünkü eşşeğin gibinden mütevellit.
    ···
   tümünü göster